8 Tem 2026
Dünya Bankası tarafından yayımlanan 2026 Karbon Fiyatlandırmasının Durumu ve Eğilimleri Raporu (State and Trends of Carbon Pricing 2026), karbon fiyatlandırmasının küresel ölçekte hızla yaygınlaşarak iklim politikalarının temel araçlarından biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Rapora göre 2026 itibarıyla dünyada 87 karbon fiyatlandırma mekanizması (emisyon ticaret sistemleri ve karbon vergileri) yürürlükte bulunuyor ve bu sistemler küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %29’unu kapsıyor. Karbon fiyatlandırmasından elde edilen kamu gelirleri ise 2025 yılında 107 milyar ABD dolarını aşarak bugüne kadarki en yüksek seviyeye ulaştı. Ayrıca son on yılda doğrudan karbon fiyatları yaklaşık iki katına çıkarak ortalama 21 ABD doları/ton CO₂e seviyesine yükseldi. Raporda, karbon piyasalarının yalnızca emisyon azaltımını değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ve düşük karbonlu yatırımların finansmanını destekleyen önemli bir politika aracı haline geldiği vurgulanıyor.
Rapor, büyük orta gelirli ekonomilerin tamamının karbon fiyatlandırma sistemlerini uygulamaya aldığı veya bu yönde hazırlık yürüttüğünü belirtirken, bu eğilimin küresel karbon piyasalarının kapsamını daha da genişleteceğine dikkat çekiyor. Gönüllü karbon piyasalarında 2025 yılında karbon kredisi ihracı bir önceki yıla göre %8 artarken, yüksek çevresel bütünlüğe sahip ormancılık ve yeniden ağaçlandırma projeleri değerini korumaya devam etti. Buna karşın karbon kredisi fiyatlarında sınırlı bir gerileme yaşandığı ifade edildi. Raporda ayrıca karbon fiyatlandırmasının tek başına yeterli olmadığı; yenilenebilir enerji yatırımları, temiz teknoloji, enerji verimliliği ve sanayi politikalarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Raporda, Türkiye karbon fiyatlandırma sistemi geliştiren büyük orta gelirli ekonomiler arasında gösteriliyor. Dünya Bankası, özellikle Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) sonrasında birçok ülkenin karbon fiyatlandırma sistemlerine yöneldiğini, Türkiye’nin de ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) hazırlıklarıyla bu küresel dönüşümün önemli aktörlerinden biri haline geldiğini değerlendiriyor. Rapor, karbon fiyatlandırmasının Türkiye açısından yalnızca iklim politikası değil, aynı zamanda ihracat rekabetçiliğini korumak, düşük karbonlu üretimi teşvik etmek ve yeşil dönüşüm yatırımlarını finanse etmek açısından stratejik önem taşıdığına işaret ediyor.